Arzu Eke, 49 Yaşında

Ben Arzu olarak kendimi bildim bileli hep memelerimin düzgün durmasını istemişimdir ve son birkaç yıldır bu isteğim tepe noktasına çıkmıştı. Bununla ilgili isteğimi, her yıl mamografimi çeken Prof. Levent Çelik’e ilk söylediğimde sol mememde kalsifikasyon kümeleri bulmuş ve bunların işaretlenip çıkarılması gerektiğini, bu isteğimi rafa kaldırmamı söylemişti. Evet çok üzülmüş ancak sağlık her şeyden kıymetli diyerek ve bundan 5 yıl önce sol memem işaretlenmiş, bu olmaması gereken hücrecikler çıkarılmıştı. Her geçen yıl daha da estetik olarak kaygılarım yer çekiminin de etkisi ile arttı.

2013 yılının Ağustos ayında bu isteğimle ilgili araştırmalara giriştim ve birkaç isme ulaştım. Planım, kızımın AFS değişimi ile Almanya’ya gitmesinden hemen sonra ameliyat olmaktı. Ameliyat öncesi sabıkalı olan benim, öncelikle vakti gelmemesine rağmen mamografi çektirmek ve kız gider gitmez de soluğu seçtiğim doktorda almaktı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve 18 Eylül’de çektirdiğim ve ardından aynı gün olduğum iğne biyopsisi ile 22 Eylül’de invaziv duktav karsinom olduğumu öğrendim. Beni yıllardır tanıyan ve takip eden Levent bu haberi aslında sesinde bir hüzün ile vermiş ben de sıkı bir tokat yemiştim. İlk aklıma gelen şey daha çok işim var ya oldu 🙁 Zira liseyi yeni bitirmiş ve hayatın daha çok başında olan kuzucuğuma hayatın daha çok öğreteceğim yönü vardı…

Eve bir bulut içinde geldim, ev kalabalıktı, her zaman çocukları çok sevmişimdir ve ev hep onlarla doldu taştı yıllarca. Çocuklara bir şey belli etmeden evi şarkı söyleyerek toplamaya başladım ve stres atacak her şeyi yaptım sanırım; süpürge, toz alma, toplama, vilada vs vs :))) 1 saat sonra rahatlamıştım; en güzel şekilde hazırlanıp o akşamki lise grubumun yemeğine gittim. Güzel bir fasıl hayatımın en güzel gecesini yaşadım :)) Sanırım kanser benden korkmuştu :)))

Bu arada tüm plan değişti ve Leven’in tavsiyesi olan bir meme ekibi ile çalışmam gerekiyordu zira bu kombine bir işti. İki gün sonra Prof. Cihan Uras’ın Acıbadem Maslak’taki odasında bu işi nasıl çözerizi konuşuyorduk. Açıkçası sadece sıra beklerken bulduğum bir iki yazı dışında çok okumamaya da karar vermiştim. Zira ne kadar çok incelerse insanın aklı daha çok karışır. “Bilim de her zaman tek doğru yoktur”u bilecek kadar mürekkep yalamıştım. Ben evet doktor değildim ancak tüm ailesi doktorlarla dolu üstelik de bioalogtum… Bana çeşitli yöntemlerden bahsettiler ancak benim derdim kanserden çok sanırım işin estetik boyutuydu. Kim bilir belki de bu kanser fikrini böyle kompanse ediyordu ruhum :)) İlk önce tüm meme dokumu çıkartın yani total mastektomi yapın bana diye tuturdum ki doktorların tümü bir cm’in altındaki ve tek odaklı bu duruma meme koruma cerrahisi yapılmalı yazık diyordu…

Tüm yıllardır tanıdığım ve eniştelerimin fakülte arkadaşı meslektaşları olan tümü beni ikna etmek için seferber oldular neredeyse :)) Ben ta ki total mastaktomi yapılmış arkadaşımın harika memelerini görene ve dokunana kadar bu fikrimden vazgeçmedim. Evet inanılmaz güzellerdi ancak onun meme dokusu bu değişime uğramış hücre grupları ile doluydu ve zorunlu yapılmış bir uygulamaydı benimki ise tek odaklıydı. Ve benim için hem görsel hem de dokunsal olarak varolmaları önemliydi. Dokunsal olarak total mastaktomide hissin geri gelişi kısmi mastektomiye göre biraz daha uzun sürüyor ve bunu bir ile 10 arasında derecelendirsek en çok 5 seviyesine yükselebiliyordu.

“Acaba yanlış mı yapıyorum” demeye başladığımda, Cihan Hoca’ya “ama ben estetik de istiyorum” deyince, beni Prof. Dr. Şükrü Yazar ile tanıştırdı. Kafamdaki soruları bir biri ardına sordum. Memelerim toplanacak sağdaki kanserli bölge işaretlenip çıkarılacak ve büyük ihtimal sola nazaran küçük kalacaktı. Üzülme, iyileştikten sonra ya göbüşünden alınacak yağ ile sağ ve solu dengeleriz onu da beğenmezsen silikon takarız diyen yumuşak sesi ile konuşan doktorcuğumun güvenli ellerine kendimi teslim ettim.

2 Ekim 2013’te kısmi mastektomi ve uygun bir toparlama ile ameliyattan çıktığımda birbirine çok da uzak olmayan görüntüde memelerim olmuştu :)) Çok mutluydum hem kanserli dokulardan hem de biraz daha beklesem dizlerime sarkacak memelerimden bir avazda kurtulmuştum :)) Evet beni daha uzun bir süreç bekliyordu radyoterapi belki kemoterapi gibi 🙁 Alınan tüm dokularım ve koltuk altı 22 lenf nodülümden 20 tanesi temiz çıkmıştı. Bunun üzerine onco-type DX testi yapılmaya karar verildi zira böylece kemoterapiden yırtabilecektim belki de :)) Ve benden önce, çıkarılmış olan 1/3 meme dokum California-USA yolculuğuna çıktılar… 15 iş günü sonunda gelen netice kemoterapiden yırtmış olduğumdu :)) Bu arada hiç belli etmeden kuzucuğum kızımı Almanya’ya yollamıştım ve artık radyodaki programıma başlayabilirdim… 30 seans devam ettiğim radyoterapide solaryum etkisi ile sağ memem evet biraz bronze oldu:)) Bunda da eğlenecek bir yol bulmuş siyah-beyaz en büyük beşiktaş diye dalgamı da geçmiştim…Ocak 2014 ün ilk günlerinde biten radyoterapimin üzerinden nerdeyse bir ay geçti. Terapinin ilk gününden itibaren Bepantol kremimden asla vaz geçmedim ve günde birkaç kez sürerek meme dokumun kurumasını tahriş olmasını engellediğimi düşünüyorum. Tabi sevgili radyoterapi doktorum Prof. Nuran Beşe’nin verdiği kortizonlu bir pomatım da vardı ancak tek bir tüpü tam bitirmeme bile gerek kalmadı. Memelerimi sevgi ile nemlendirmek ve pozitif düşünmenin bu süreci hasarsız atlatmamı sağladığını düşünüyorum. Normalde güneş yanığı derimiz nasıl zamanla açılıyorsa meme dokusununda ona uygun bir sürede açılması beklenmekte. Sanırım benim hergünki düzenli bakımım sayesinde bu açılmayı hızlandırdım ve iki memem de aynı renge ulaştı neredeyse :))

Evet şu an itibarıyla ameliyatımın üzerinden 4 ay geçti ve sol memem inanılmaz güzel bir damlaya dönüştü ve evet sağ memem çok da aynı şekilde değil ancak çok da farklı görünmemekte. Ve yine biliyorum ki 2014 Eylül ayında Şükrü Hoca’nın göbüşümden alacağı yağ dokusu ile rekonstrüktif cerrahim tamamlanacak ve benim birbiri ile aynı güzellikte olan mutlu birer gözyaşı gibi süzülen memelerim olacak :))

Tüm destekleri ve tüm çıldırtıcı sorularıma rağmen sabırla yanımda olan bu kocaman yürekli meme ekibine sonsuz teşekkürler… Biz aslında bu süre içinde, doktor hasta ilişkisinden bir adım öteye geçip kocaman bir aileye dönüştük…