Fazla Yağların Alınması (Liposuction)

Vakumla yağ emmek anlamına gelen “Liposuction” yöntemi, vakumlu bir pompaya bağlı özel tasarlanmış kanüller aracılığıyla vücudun çeşitli bölgelerinden yağ emme tekniğidir. “Liposhaping, lipoplasty, liposculpture, suctionassisted body contouring, suctionlipectomy, liposhifting” gibi çeşitli adlarla anılan tekniklerin temelinde, fazla yağların alınması ve bu yağın gerekli yerlere yeniden enjekte edilmesi yatar. Aslında, tüm yapılan işlemlerde amaç, vücudun çizgilerini değiştirmektir. Hemen tüm bu işlemler temelde ‘liposuction’ tekniğine dayanır.

Liposuction işleminde hangi teknikler uygulanır?
Yağ emme işlemi birçok teknik kullanılarak gerçekleştirilebilir:
* Kuru Teknik: Yağ alınacak olan bölgelere serum enjekte edilmeden yağların alındığı tekniktir. Ancak bu teknik günümüzde artık pek kullanılmamaktadır.
* Islak Teknik: Alınacak olan yağ miktarına yakın miktarda serum, yağ alınacak olan bölgelere enjekte edilir. Bu teknik de günümüzde artık pek tercih edilmemektedir.
* Şişirme (Tümesan) Tekniği: Bu teknikte alınacak olan yağ miktarının 2 – 3 katı kadar serum, bir miktar anestezik ilaç, adrenalin ve bazen bikarbonat karıştırılarak liposuction yapılacak alanlara enjekte edilir. Bu sayede enjeksiyon yapılan alanlarda uyuşma sağlanır. Bu teknikte genellikle genel anestezi kullanılmasının gerekmediği iddia edilse de, bol miktarda sıvının cilt altına verilmesi hastada rahatsızlık hissine ve ağrıya neden olabilir. Bu nedenle hastalar, enjeksiyon sırasında geçici olarak uyutulabilir ya da genel anestezi uygulanır. Bu teknik, günümüzde en sık tercih yöntemdir. İşlemde kullanılan bütün kanül tipleri, liposuction yapılacak olan yağ dokusunda delikler açarken hem yağ dokusunu emer, hem de geçtiği alanda çevredeki yağ hücrelerini tahrip eder. Bu nedenle, gereğinden fazla liposuction işleminden kaçınılmalıdır; aksi takdirde çökmeler oluşabilir.

Liposuction (yağ alma) yöntemleri:
• Ultrason Yardımlı Liposuction:
Bu yöntemde ultrason dalgaları ile alınacak olan yağlar parçalandıktan sonra, özel vakum sistemleri ile emilerek dışarı alınır. Alınan yağlar istendiğinde vücut şekillendirilmede kullanılabilir. Bu yöntem sıklıkla tümesan tekniği ile kombine edilir. Birçok uzman ultrason yardımlı liposuction işlemini, normal liposuction işlemine alternatif bir yöntem olarak değil, özellikle sert alanlarda faydalı, tedavi sırasında harcanan gücü azaltan, yardımcı bir yöntem olarak görmektedir. Bazı uzmanlar ise ultrasonik teknik kullanmanın daha düzgün bir vücut çizgisi oluşturmada yararlı olduğunu düşünmektedir.
• Power-AssistedLiposuction:
Özel vakum sistemleri kullanılarak, yağlar emilerek dışarı alınır. Alınan yağlar istendiğinde vücut şekillendirilmede enjekte edilerek kullanılabilir Bu yöntemde sıklıkla tümesan tekniği ile kombine edilmektedir.
• Lazer Yardımlı Liposuction:
Farklı boydaki lazer ışınlarının yaratmış olduğu ısı ile, yağlar parçalandıktan sonra özel vakum sistemleri ile emilerek dışarı alınır. Bu yöntem de sıklıkla tümesan tekniği ile kombine edilir.
• Lazer Lipoliz:
Lazer lipoliz yöntemi, daha çok tümesan liposuction ile birlikte kullanılır. Genellikle küçük alanlarda, vakumla emme işlemi yapmadan, yağ dokusunu eritmek için kullanılır. Eriyen yağ dokusu küçük miktarlarda olduğu için, sorunsuz olarak vücut tarafından uzaklaştırılabilir.
• Yüzeysel Liposuction:
Yüzeysel liposuction yönteminde, derin tabakalardaki yağ dokusunun yanı sıra cildin hemen altından yağ emme esastır. Böylece deri sarkması ihtimali olan kişilerde daha sıkı bir cilt elde edilebilmektedir. Ancak cildin hemen altında olan travmanın deriyi besleyen kan damarlarını tahrip ederek daha kötü bir iyileşmeye yol açabileceği de unutulmamalıdır. Ciltte renk değişiklikleri de oluşabilecek bir sorundur. Ancak yüz ve boyunda yoğun damar ağı nedeniyle yüzeysel liposuction çok daha güvenle uygulanabilir. Bu yöntemde:
• İnce kanüller yardımıyla, yüzeydeki yağ dokusu alınır,
• Deri altında düşük miktarda tahriş olur,
• Deride çekme ve dolayısıyla daha gergin bir yüzey sağlanır,
• Deri fazlası düzeltilir, selülit için belli bir oranda düzelme sağlanır.
Bu teknik, yeterince deneyimli olmayan kişiler tarafından yapıldığında, bölgesel kalıcı deri hasarları, kalıcı renk değişimi, yüzeysel damarlanmada artış ve hatta o bölge derisinin canlılığını kaybedilmesi gibi istenmeyen sonuçlar elde edilebilir.

Liposuction vücudun hangi bölgelerine uygulanabilir?
Temel olarak vücudun hemen her bölgesine uygulanabilen liposuction, kadınlarda en sık karın, kalça, uyluklar ve diz bölgelerine; erkeklerde ise en sık bel, karın ve meme bölgelerine uygulanmaktadır. Ayrıca kol, ayak bilekleri, boyun, ense ve yüz liposuction uygulanan alanlardandır.

Kimler liposuction için uygundur?
Halk arasında bilinenin aksine liposuction,  esas amacı kilo vermek olan kişiler için ideal bir teknik değildir. Ancak diyet ve egzersiz yöntemlerine yardımcı olmak üzere zaman zaman kilo vermek isteyen hastalarda da uygulanabilir. Liposuction aslında, ideal kiloda veya ideal kiloya yakın kişilerde, egzersizle ve diğer yöntemlerle verilmesi pek mümkün olmayan bölgelerdeki yağ kitlelerinin uzaklaştırılması için kullanılmaktadır. Temel olarak her yaşta uygulanabilse de, yağ dokusunun uzaklaştırılması sonucu altı boşalmış olan derinin eski gerginliğini elde edebilmesi için yeterince elastik olması gerekir. Aksi takdirde cilt sarkmaları olabilir ve bu sarkan derinin ek yöntemlerle alınması gerekir.

Liposuction işlemi rastgele muayenehane ve polikliniklerde yapılabilecek basit bir işlem değil; aksine ciddi bir cerrahi girişimdir. Kişinin sağlıklı olması aranan ilk koşuldur. Dolayısıyla, kişinin tıbbi geçmişi ve sahip olduğu hastalıklar hassasiyetle sorgulanmalıdır. Sistemik bir hastalık durumunda ise, hastanın doktoru ve ameliyatta bulunacak olan anesteziyoloji uzmanıyla görüşülerek, işlemin yapılabilirliği ve alınacak önlemler kararlaştırılmalıdır.

Ameliyat öncesinde neler yapılır?
İşlem öncesi yağlanma bölgeleri ve yapısı incelenir, elde edilen sonuçla ilgili ayrıntılar konuşulur. İşlemden önce kilo vermek yararlı olacaksa bu konuda hastaya bilgi verilir. Ayrıca hastanın deri elastikiyeti yeterli değilse, işlem öncesi LPG uygulanması yararlı olabilir. Kan pıhtılaşmasını etkileyen ilaçlar, işlemden en az 2 hafta önce kesilmelidir. Aksi halde aşırı kan kaybı, kan toplanması ve aşırı morarma olabilir. Bunların bir kısmı geçici olsa da kan toplanması (hematom oluşumu), istenmeyen sonuç ve düzensizliklere sebep olabilir. Bir takım bitkisel ürünler, E vitamini ve Koenzim Q da kanama eğilimi yapabilir. Böyle bir durumda hastanın doktoruna danışması ve gerekiyorsa bu maddelerin kullanımını kesmesi gerekir.

Ameliyatta hangi işlemler yapılır?
Ameliyat genel anestezi, sedasyon eşliğinde lokal anestezi veya sadece lokal anestezi ile yapılır. İşlem günü veya bir gece öncesinde duş alınmalıdır. İşlemden önce çalışılacak alanların belirlendiği çizimler yapılır ve hastaya kendini daha rahat hissetmesini sağlayacak bazı ilaçlar verilir. İşlem sırasında yağ alınacak bölgelere özel bir sıvı enjekte edilir (tümesan tekniği). Bu sıvı, ameliyat bölgesinin uyuşmasını, kanama miktarının azalmasını ve bunlara bağlı olarak yağın daha kolay alınmasını sağlar. Seçilen yönteme göre ince özel kanüllerle girilerek, alınacak olan yağlar ultrason dalgaları ya da lazer ışınları ile parçalanır. Parçalanan yağlar, vakum oluşturmak amacıyla kullanılan şırınga veya emici motorlarla emilir. İşlem süresi, uygulama bölgesi ve alınacak yağ miktarına göre değişir. İşlem bittiğinde hastaya özel bir korse giydirilir. Bunun amacı kapalı bir alanda gerçekleştirilen işlemin kaçınılmaz bir şekilde oluşturacağı şişliği sınırlamak ve işlem sonrası kişinin daha rahat hareket etmesini sağlamaktır.

Ameliyat sonrası süreç nasıl olur?
• İşlemden sonra yaklaşık 12-24 saat, kanül giriş yerlerinde sıvı sızıntıların olması beklenen bir durumdur. Bu sızıntılar giderek azalır ve bir süre sonra tamamen kaybolur. İşlemden sonraki ilk 48 saat işlem bölgelerinde ve vücudun genelinde sıvı toplanması (ödem) olur. 2 gün içinde giderek artan bu durum, 3’üncü günden itibaren azalmaya başlar. Bu nedenle hastanın ilk 2 günü istirahat ederek geçirmesi yararlıdır.
• Özellikle ilk gün olmak üzere bir kaç gün süre ile halsizlik ve yorgunluk hissi olması doğaldır. Sıvı alımına özen gösterilerek bu şikâyetler azaltılabilir. Sıvı alımında amaçlanan, hastanın diyabet ya da tansiyon hastalığı yoksa, günde ortalama 2 litre elektrolit (tuz-şeker) içeren değişik sıvılar almasıdır.
• İşlemden sonra, özellikle ilk hafta tartıda kilo azalması beklenmemelidir. Vücutta oluşan şişlik ve verilen sıvılara bağlı olarak, hasta tartıldığında kilosu işlem öncesindeki kadar, bazen daha da fazla olabilir.
• İşlem sırasında ve sonrasında enfeksiyona karşı önlem olarak antibiyotik kullanılır. Vakumla yağ alınması çok ağrılı bir işlem olmamakla birlikte kişinin ağrı eşiğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Bu ağrı çoğunlukla ağır spordan sonra rastlanan ağrılara benzer; ilk günlerde fazla olmakla birlikte ilerleyen günlerde azalır. İşlem sonrası, şikâyetleri azaltmak amacıyla, ağrı kesici ilaç kullanılması önerilir. Ağrıya karşı uygulanacak bir diğer yol, hastayı rahatsız eden bölgelere 10-15 dakika süreyle soğuk uygulanmasıdır. Bu işlem eldiven içine ya da torbalara buz konularak operasyon bölgelerine bir havlu yardımıyla yapılabilir. Buz deriye doğrudan temas etmemelidir.
• İşlem sonrası 3’üncü günden itibaren hastanın üzerinde korse ile dolaşmasında ve günlük işlerini kendini fazla yormadan yapmasında bir sakınca yoktur.
• Hastanın 2’inci günden sonra duş yapmasına izin verilir.
• Korsenin ilk hafta hiç çıkarılmadan giyilmesinde yarar vardır. Korsenin ağ kısmı çıkarılmadan tuvalete girilecek şekilde planlanmıştır. İlk haftadan sonra korse gece çıkarılıp gündüz giyilmek şartıyla 2 hafta daha kullanılmalıdır.
• İşlemden 1 hafta sonra egzersizlere başlamak ve uzun yürüyüşler yapmak oldukça yararlıdır. İzleyen gün ve haftalarda giderek daha ağır sporlara izin verilir. İşlemden sonra 6 hafta süreyle sauna, solaryum, buhar banyosu ve güneş banyosu yapmak sakıncalıdır. Bunlar iyileşmekte olan dokuların şişmesine yol açarlar.
• Genellikle işlemden sonra dokudaki şişliklerin geçmesi ve vücudun formunu alması 6 haftadan sonra gerçekleşir. Bu dönem, diyet ve egzersizle değerlendirilecek olursa elde edilen sonuç daha iyi olur. Hastanın deri elastikiyeti iyi değilse, işlemden sonra LPG uygulaması, ultrasound ve el masajı gibi yöntemlerden yararlanmak gerekebilir. Özellikle deri elastikiyetinin iyi olmadığı durumlarda yer yer girinti-çıkıntı şeklinde düzensizlikler oluşabilir.  Bunlar ameliyat sonrası erken dönemde daha sık görülür, şişlikler azaldıkça azalırlar. Ancak bazı durumlarda kalıcı olabilirler. Bunların düzeltilmesi için ilk ameliyattan sonra 6’ıncı aya kadar beklenmelidir.
• Genellikle iyi yara iyileşmesi beklenmesine rağmen, cilt ve derin dokularda anormal nedbeler oluşabilir. Bu nedbeler etraf dokulardan farklı renge sahiptir. Tedavilerinde cerrahi dahil ek işlemler uygulanabilir.
• İşlem öncesinde, deri gevşek ve sarkıksa vakumla yağ alınması yeterli olmaz. Deriyi geren cerrahi işlemlerin eklenmesi gerekebilir. Eğer, önerilmesine rağmen kişi ek cerrahi girişimi kabul etmemişse, vakumla yağ alınan bölgelerde sarkmalar ve deri bolluğunun yol açtığı sorunlar olabilir.
• Çok yüzeysel yapılan vakumla yağ alma işlemlerinde, deride bazı kalıcı renk değişiklikleri oluşabilir. Bu durum, özellikle aynı bölgeye birden çok vakumla yağ alınması işlemi uygulandığında gerçekleşebilir.

Liposuction işleminden sonra tekrar yağlanma olabilir mi?
Genellikle vücuttaki yağ hücre sayısının ergenlik çağından sonra sabit bir sayıda kaldığı düşünülür. Ayrıca yağ hücre sayısının fazla olduğu alanlarda biriken yağın diyet ve egzersize dirençli olduğu iddia edilir. Erişkinlerde kilo artışı genellikle yeni hücrelerin oluşmasıyla değil; var olan hücrelerin büyümesiyle gerçekleşir. Yağ hücresi liposuction ile emilerek uzaklaştığında söz konusu hücre tamamen yok olur. Ancak diyete dikkat edilmediği takdirde, kalan hücrelerin yağ depolayarak büyümeleri söz konusu olabilir. Bu nedenle liposuction ameliyatlarından sonra egzersiz ve dengeli beslenme çok önemlidir. Ayrıca elastikiyeti iyi bir cilt çok önemlidir. Ancak bunun için yaş tek başına etkili bir faktör değildir. 16-80 yaş arasındaki pek çok kişinin liposuction işleminden fayda göreceği düşünülse de, metabolik denge tam olarak olgunlaşmadığı ve hastanın vücut ölçüleri sabitlenmediği için bu ameliyat, 18 yaşından önce yapılmamalıdır. Çok ileri yaşlarda ise liposuction faydalı olsa bile, deneyimlerimiz genellikle ek işlemlerle cilt dokusu fazlalığının alınması gerektiğini göstermektedir.